3 Şubat 2014 Pazartesi
Hayatınızdaki bazı detaylar neden var?
İnsan okumadığında, bilgi sahibi olmadığında ve en önemlisi de bunlar üzerinde düşünmediğinde kendisi için hayati konuları fark etmeyebilir.
Oysa gördüğümüz, duyduğumuz herşey önem taşır, bir mesajı vardır, bizim de bu mesajlar üzerinde düşünmemiz ve ne için var olduklarını anlamamız gerekir çünkü Allah bize Kuran’da şöyle buyurmuştur:
Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için ayetler vardır. Ve kendi nefislerinizde de. Yine de görmüyor musunuz? (Zariyat Suresi, 20-21)
22 Ocak 2014 Çarşamba
Dünyadaki kargaşanın altındaki ortak bela: Darwinizm
Suriye’de anne-babalar çocuklarını hayatta tutabilmek için tüm imkanlarını kullanıyorlar, daha doğrusu hiçbir imkanları yok ama yine de çabalıyorlar.
Suriye’de bitki kalmadı, ağaçlar yok, hayvanlar katledildi, tarım tamamen yok edildi, binalar bombalandı, sanayi tesisleri yerlebir edildi.
Buna rağmen insanlar yaşamaya çalışıyorlar. Hep söylediğim gibi Suriye tek örnek değil, dünyanın her yerinde özellikle İslam ülkeleri başta olmak üzere büyük bir kargaşa ve büyük bir acı yaşanıyor.
Peki nedir böylesine büyük bir yıkıma sebep olan? İnsanları acımasızlığa iten, kendi komşusunu, akrabasını, arkadaşlarını katlettiren nedir?
20. Yüzyılda dünya savaşları tarihin gördüğü en büyük katliamlara, ölümlere sebep oldu. Milyonlarca insan, acımasız liderlerin zulüm politikaları yüzünden boş amaçlar uğruna hayatlarını kaybetti, evsiz-işsiz kaldı, yurtlarından oldu, büyük sıkıntılar yaşadı.
Zulmü unutmamak ve unutturmamak
Bu yazımda çok önemli bir konudan bahsetmek istiyorum, daha doğrusu birçok kişinin unutmaya yüz tuttuğu bir konudan. Suriye’den.
Öncelikle Müslümanlara bir zulüm olduğunda bunun sık sık gündeme getirilmesi, zulmü ve baskıyı ortadan kaldırmak için etkili bir yöntemdir. Suriye’de, Doğu Türkistan’da, Irak’ta, Burma'da ve dünyanın diğer yerlerinde zulme uğrayan kardeşlerimizin sıkıntılarını sivil toplum kuruluşları, halkımız ve Hükümetimiz daha çok gündeme getirirse, bu faaliyet, kardeşlerimizin kurtuluşuna bir vesile olur.
Unutulması, unutturulması demek zalimlerle kardeşlerimizin başbaşa bırakılması demektir.
19 Ocak 2014 Pazar
25 YILDA NEDEN BİRŞEYLER DEĞİŞMEDİ?
Geçtiğimiz günlerde Suriye’de Esad kimyasal silah kullanarak 2.500 masum sivili katletti. Aradan geçen günlere rağmen dünya kamuoyu hala saldırının kimyasal olup olmadığını tartışıyor, 2.500 kişinin katli çoğu kişi için hiçbir şey ifade etmiyor gibi görünüyor.
Bundan 25 yıl önce de benzer bir katliam baba Esad tarafından yapılmıştı. 5 binden fazla insan birkaç saat içinde hayatını kaybetti, 7 binden fazla insan da yaralandı. Saldırının etkileri sonucunda günümüze kadar yaklaşık 45 bin kişinin öldüğü, 60 binden fazla kişinin de sakat kaldığı tahmin ediliyor.
FELAKETLER GERÇEKTEN DOĞAL MI?
Son günlerde Amerika’da gerçekleşen hortumlar, fırtınalar ve kasırgalar sonucunda birçok insan hayatını, çok sayıda insan da evini kaybetti. Bu doğal afet dakikalar içinde gerçekleşti ve büyük bir yıkıma sebep oldu. Devasa ağaçlar, sağlam binalar adeta birer kağıt gibi ezildi ve geriye yıkıntılar kaldı. Yine geçtiğimiz günlerde Kanada’da göl kenarında bir kasabada hiç görülmemiş bir olay oldu ve fırtınanın göldeki buz kalıplarını kasabanın üzerine taşıması bir buz seli oluşturdu. Buz, bir duvar gibi hareket ederek evleri yıktı ve binlerce dolarlık zarar oluştu.
9 Aralık 2013 Pazartesi
ZAMANA GÖRE GEVŞEMEMENİN ADI: SABIR
Dinimiz İslam, bütün insanlara güzellik getiren, Yüce Rabbimiz Allah’ın muhteşem ahlakının bir tecellisidir. İslamiyet, iyilik ve bereketin kaynağıdır, sevincin, kardeşliğin, barışın kaynağıdır. Dünyayı nasıl yaşayacağımızı, sevgiyi, güzelliği, dürüstlüğü, iyiliği, şefkati hep din ile öğreniriz.
Ayetlere baktığımızda güzel ahlaka dair Allah’ın birçok örnek verdiğini görürüz. Ben bu yazımda sabır ve tahammül arasındaki farka değinerek güzel ahlakın kaynağının din olduğunu hatırlatmak istiyorum.
Sabır ve tahammül arasındaki fark
Kuran’da Rabbimiz, “Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir.” (Şura Suresi, 43) buyurmuştur. Sabretmek ve affetmek üstün bir ahlak özelliğidir. Öfkelenmek kolay olandır,
OLUMSUZ BİR RUH HALİ MUTLULUĞUN ÖNÜNDEKİ EN ÖNEMLİ ENGELLERDEN BİRİDİR
Güzel söz söylemeyi, sevgiyi, merhameti çok iyi bilen insan bir yandan da öfkeye, üzülmeye ve olumsuzluğa eğilimli bir varlıktır. Hatta üzüntü, küsme ve içine kapanma gibi olumsuzluklar insanın çocukluğundan itibaren çok iyi bildiği ve şeytanın insanlara en çok yaklaştığı konulardandır
Özellikle geçmişte yapılan hatalar, birçok insanı olumsuzluğa ve üzüntüye sürükler. Tekrar tekrar geçmişteki olayları anımsayıp anlatan, pişmanlıklarını dile getirip, o hataları nasıl yaptıklarına hayıflanan kişiler aslında büyük bir yanılgı içindedirler. Çünkü iman eden bir insan için, geçmişinin bir üzüntü konusu olmaması gerekir. Çünkü Allah her olayı kaderde mutlaka hayırlarla ve hikmetlerle yaratmıştır. İnsan elbetteki geçmişteki hatalarından pişmanlık duyacak, bunları tekrarlamamak ve telafi etmek için çaba harcayacaktır. Ama bunların hiçbirisi hiçbir zaman için bir üzüntü konusu ya da olumsuz bir ruh haline girmek için sebep olamaz.
İNSANLARI UYARMAK VE KURAN İLE ÖĞÜT VERMEK
Bazı insanlar dini kendi başlarına yaşamak zorunda olduklarını düşünür ve diğer insanlara da dini anlatmaları, Kuran ahlakını öğretmeleri gerektiğini akıllarına bile getirmezler.
Halbuki bir Müslümanın en büyük sorumluluklarından biri Kuran’ı ve Kuran’da Allah’ın bize ayetlerle çok detaylı anlattığı Kuran ahlakını tüm insanlara tebliğ etmesidir.
BAŞBAKANIMIZIN İDEALİNDEKİ GENÇ NESİL
Hatırlayacak olursak, Başbakanımız Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla İstanbul'da düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada okullarda seçmeli olarak Kur'an-ı Kerim'i, onun yanında Hazreti Peygamber'in hayatını yani Siyer-i Nebi’nin öğretilecek olmasının büyük bir fırsat olduğunu belirtti. Peygamberimiz (sav)’in hayatından çok istifade edilmesi gerektiğini, Peygamberimizin hayatının her bir anının bütün insanlık için okunacak, ezberlenecek bir ders olduğunu belirterek çok güzel bir konuya dikkat çekti. Kur'an-ı Kerim nasıl insanlık için yol gösterici ve nur olarak indirilmişse Hz. Muhammed (sav)’in hayatının da insanlık için bir rehber, ilham kaynağı olduğunu belirtti. Tabi ki bunlar çok önemli, umut verici sözler. 2013 yılında böylesine dindar bir Başbakanımızın olmasından millet olarak kıvançlıyız ve gurur duyuyoruz.
Ve yine hatırlayacak olursak, Başbakanımız bir süre önce de “dindar bir gençlik” yetiştirmek istiyoruz şeklindeki idealini dile getirmişti;










